Güzelyayla (İskenderun)

Bu hafta biraz daha doğal, dinlendirici ve bol yemekli bir geziyi tercih ettik Bilal ve İsmail’le. Sabahın erken saatlerinde deniz kenarında çam ağaçlarının gölgesinde bir kahvaltı yapalım, ardından biraz yüzdükten sonra dağlara çıkarız planlarımızı gerçekleştirdik. Önce İskenderun’a 33 km uzaklıktaki tatil beldesi Arsuz girişindeki T.C. Devlet Demiryolları’na (TCDD) ait kamp alanında kahvaltı, ardından da öğle saatlerinde 2000 metre rakımda bulutların üstünde akşam yemeği…
Sabahın köründe araç kiralama şirketini arayıp arama kiralamak gibi bir hata yaparak 1992 model bir Şahin’imize binerek Arsuz yoluna doğru girdik ve önceden tarifini aldığımız TCDD kampına giriş yaptık. Görevli önce kişibaşı 8 TL ücret talep etmesine karşın Bilal’in o onulmaz pazarlık gücünü de kıramayarak 15 TL’ye ikna oldu. Nitekim gerçekten de kişibaşı 8 TL’nin fazla olduğu kanısında da haklıymışız. Genel tarif açısından ormanlık alan, sahil kenarı olsa da hem bakımsız olması hem de ilgisizlik diz boyuydu. Sadece plajının kısmen bakımlı olduğu söyleyebilirim açıkçası. Şehir merkezinden aldığımız tadına doyulmaz Halebî ekmeklerinin arasına domatesimiz ve zeytinimizin yanısıra askere geldiğimden beri tadına hasret kaldığım beyaz peynirleri doldurduktan sonra elma suyu ile birlikte enfes bir kahvaltı keyfi yaptık. Sonrasında da yüzme keyfi… Düşman çatlatırcasına bir askerlik yaptığımız konusundaki yorumlarında da arkadaşlarımın haklılık payı var sanırım. :)
Öğle saatlerine kadar yapılan bu aktivitenin hemen ardından sabah siparişini verdiğimiz kanat ve tavukları almaya indik İskenderun’a. İskenderun’a yolu düşen herkesin uğraması gereken bir mekan olan Cömert, biz vardığımızda paketlerimizi hazırlayıp yanlarına garnitürlerini de eklemişti. O koca koca paketlerin (1 kilo tavuk ve 1 kilo kanat) 25 lira olduğunu da duyunca “Ne kadar da ucuzmuş” tepkisi ağzımdan kaçıverdi.
Her neyse emanetleri de teslim aldıktan sonra ikinci rotamıza eski adı Soğukoluk yeni adı Güzelyayla’ya doğru yola çıktık. Belen girişinden sağa doğru minicik bir tabelanın verdiği dar bir köy yoluna doğru girdik hedefe varmak için. 92 model Şahin’imiz de o arada sadece taş sesi çıkartıyor bu arada, ses sistemi de yok…
Dönüşten sonra yaklaşık 20 dakikalık 10-12 km uzanan yol tamamen rampa ve zirveye doğru tırmandıkça da İskenderun ayaklarınızın altında daha da eziliyor. Yolun sonuna doğru ufak bir dağ köyü karşılıyor sizi, kasabıyla marketiyle ve lüks araçlarıyla… Arabamızı stop ettirdiğimizde ise bulutların üzerinde olduğunuzu hissediyorsunuz ki rakım 1800 metreyi geçmiş, sıcaklık da belki 15 dereceye kadar düşmüş. Şehir merkezinde 40 C’yi bulduğu da eklenecek anekdotlardan bu arada.
Hemen manzarayı seyrederek yemek yiyebileceğimiz güzel bir masa bulup yemeğe koyulduk. Cömert’i de yad etmeyi unutmadık zira yemekten çok mezeler doyurdu bizi aslında, yanında da İskenderun’un o müthiş lavaş pideleri…Acaba komutanlar bizi görür mü derken kenti birim astsubayımızla dağın tepesinde karşılaşmak da müthiş bir anı oldu bizim için. “Tüh yakalandık” derken ondan da yeni adresler almayı unutmadık. :)
Saat 17 gibi dönüş yoluna geçtiğimizde harika bir serinlik, içimizde bir ferahlıkla yokuştan aşağıya doğru aracımızı bıraktık ve İskenderun’a gelip de görülmesi gereken yerler listesine Güzelyayla’yı da ekledik ama kesinlikle TCDD Kampını tavsiye etmiyorum…

Leave a Reply