Halep (Suriye Gezisi – 1.gün)

Aylar öncesinden sözünü etmeye başladığımız Suriye gezisine kolay başlayıp aralarda sorunlar yaşasak da hem ben hem de Bilal için çok farklı bir deneyim oldu. Bir taraftan Osmanlı’nın bıraktığı mirasa hayran kalırken bir taraftan da Arapların ilgisizliği ve turistlere olan bakış açısını da görmüş olduk. Gelen turistin gözünün içine baka baka gencinden yaşlısına yalan söylemek, sözünde durmamak her Suriyelinin kanına işlemiş kanımca. Ama herşey bir yana tüm ülkeyi gezip sadece 150 TL harcayabilmek de gezinin cabası tabii. Notlarımız çok fazla olduğu için parça parça yazmayı tercih ettim. Sırasıyla Halep, Şam ve Lazkiye günlüklerimizi aktaracağım. Keyifle okumanız dileklerimle…

Daha askerliğe başladığımız ilk günlerden beri dilimizde olan Suriye’ye gitmek için son saatlerin başlangıcını sabah 07:00′de tezkeremizi alarak yaptık.  İskenderun otogarından arkadaşlarımızı Ankara’ya uğurlayıp Bilal’le Antakya otobüsüne bindik.  10:00′da vardığımız Antakya’da ilk durağımız bir döviz bürosu oldu. Döviz bürosuna gidip önce 48$ olan vize ücreti için dolar, Suriye’de harcamak için de Suriye Pound’u (SP) aldık. 1 TL=33 SP…

Sonraki ziyaret noktamız ise geziyorumları.com’da tanıştığım Naim Yıldız Bey oldu. Yıllarca rehberlik yapan Naim Bey Uzunçarşı’da kuyumculuk yapan Antakyalıların misafirperverliğini ispat edercesine bize hürmet eden birisi. Kendisi bize Suriye ile ilgili ipuçları verecek, ilk gidişimizi sağlayacaktı. Malum Suriye bize sınır ülkesi olduğu için yolculuk için çok fazla alternatif var ve bize hem en rahatı hem de en hesaplısı gerekiyordu.

Biraz sohbetin ardından üzerinde  “Halep-Lazkiye-Şam” yazılı onlarca taksinin sıralandığı bir sokağa gittik. Fiyatların TL olarak değil Suriye Pound’u (SP) olarak verilmesi ilginç olduğu kadar aslında normaldi, sınırdaydık. Kişi başı 500 SP olarak verilen fiyat, Bilal’in o karşı konulamaz pazarlığı sayesinde 2 kişi için 750 SP’ye iniverdi. Halep’e kadar 115 km sürecek olan taksi yolculuğunun yaklaşık 22,50 TL’ye mal olması Suriye’deki fiyatlar hakkında ilk ipuçlarını da veriyordu bize aslında.

12:15′te başladığımız yolculuk aralardaki işlemlerle birlikte yaklaşık 1,5 saat sürecekti.

12:45′te bir sınır kasabası olan Cilvegözü’ne vardık.  Sağ tarafı Suriye, sol tarafı Türkiye olan kırık dökük asfaltlı bir yolda ilerlerken, tel ile çevrili arazilerin arkasında çorak Suriye toprakları uzanıyor.

13:00____ Cilvegözü sınırkapısında pasaportlarımıza çıkış pullarını şoförümüzün el pratikliği sayesinde hiç sıraya girmeden aldık. Bilal’in daha 3 gün önce aldığı pasaportunun da ilk mührüydü bu.

13:15____ Yaklaşık 15 dakika süren tampon bölgenin ardından Suriye giriş kapısına vardık. Bakımsız binalar, tozlu üniformaları ile gezen göbekli gümrük memurları karşıladı bizi burada Türk gümrüğünün aksine.  Bir ara turistlerin bilgi alması için yapılmış “tourism office” odasına girdim belki broşür bulurum ümidiyle ama kimsecikler yoktu, tam da bana doksanlı yılların Türkiye’sini hatırlattı daha şimdiden yeni gezi durağımız.  Şoföre iki kişi için 96$ vize ücretini takdim ederken, işlemleri hızlandırsın diye gümrük memuruna rüşvet olarak vereceği 500 SP’yi de verdik. Etik bir kural olmasa da bu ücret Türkiye’deki ilkokullarda uygulanan bağış parası gibi mecburi bir hal almış maalesef. Vizelerimiz birkaç dakika sonra hazırlanınca parmak izlerimizi de vererek pasaportlarımızı geri alıp, kapıdan geçerek Suriye topraklarına adım attık, ilerlemeye başladık.

Birkaç kilometre sonra yolun hemen sağımda Türkçe “İstikbalimizi elinizle ekiniz” yazılı dev bir billboard gördük, Arapça konuşulan bir ülkede Türkçe slogan da bir başka ilginçlikti bizim için. Tüm paralarda tarımsal resimler olması da Suriyelilerin tüm istikballerinin ancak elle ekilebileceğinin bir kanıtı.

Sağlı sollu zeytin ağaçları, tek katlı kerpiç evler, üzerinde sprey boya ile markası yazılmış Hyundai marka(!) el yapımı triportörler, eski arabalar… Daha 10 yıl önce Türkiye ile savaşın ucundan dönmüş ülkenin aslında bize ne kadar blöf yaptığını anlıyoruz artık zira bu kadar fakir bir ülkenin yanında ülkemizin gücünü görüyoruz aslında…

15:00____ Halep’e vardık, taksiciye 750 SP ücretimizi de ödeyip vedalaştık. Duraktan ayrıldıktan sonra az ilerideki “Tourism Directoriate” binasına girip içerideki başörtülü memur bayandan bilgi almak istedik fakat “Türkçe ve İngilizce broşür kalmamış, Arapça ve Fransızca var”  yanıtını almak bizi şaşkınlığa uğratsa da alışmak zorundayız bu garipliklere dedik. Hemen belirteyim Arapça ve Fransızca zaten bu ülkenin resmi dili. Türkiye’de gelen turistlere kusura bakmayın sadece Türkçe broşür var demek ne kadar garipse burada da aynı durum sözkonusuydu.

Oradan çıkıp Halep’in en ünlü caddesi Baron’a doğru biraz yürüdük. İlk gördüğümüz kuruyemişçiden Antep fıstığının (Pistachio) kilosunun 120 SP olduğunu öğrenince 300 gram alalım dedik fakat satıcı bize bu kadarını da 120 SP’ye satmaya kalkınca “uğraşmaya değmez” deyip ilk kazığımızı yedik Suriye topraklarında.

15:37____ İki sırt çantalı genç olarak caddelerde biraz daha fotoğraf çektirdikten sonra Halep Kalesine gitmek üzere ilk gördüğümüz taksiye binip “Halab-i Kal’a” dedik. Fakat burada herkes de yalancı değildir desek de taksici fırsattan istifade bize Halep turu yaptırdı, iyi de oldu. Türk olduğumuzu öğrenen şoför bize bol bol İbrahim Tatlıses dinlettirdi, “Kara üzüm habbesi”ni hem de, çok seviliyormuş burada.  Kaleye gelince 100 SP verip indik. 1 saatlik bir taksi turu ve ödenen ücret 3 lira, kazıklansak da canımızı yakmıyor artık.

Halep Kalesi hakim bir tepede, inanılmaz büyük bir yapı. Çevresi birkaç kilometreyi alacak büyüklükte. Kalede fotoğraf çekip, Khan Al Wazir çarşısına  indik. Oradan da Zekeriya (Umeyyed) Camii’ne geçtik. Caminin mimarisi, çıplak ayakla girilebilen taş zemininin cazibesine dayanamayıp abdest alıp namaz namaz kılalım dedik. Her Arap camiinde olduğu gibi burada da camii uyuyan insanlarla doluydu. Anladık ki burada insanlar Ramazan ayını camilerde uyuyarak geçiriyordu.

18:30____ Camiide birkaç kare daha aldıktan sonra iyice acıktığımızı anlayıp açık restoran arasak da bulamadık. Bu bahaneyle yürüyerek şehrin nerdeyse yarısını gezdik, sonunda da Türk taksicinin bizi öğlen bıraktığı durağa gidip yemek yiyecek güzel bir yer sorduk, Al Khindi restoranı önerdi. Restorana giderken taştan yapılmış Sheraton Aleppo’yu da fotoğraflamayı unutmadık tabii ki.  Sürahiden su, kapalı kutuda peçete, açıkta mutfak görünce 3. sınıf lokanta izlenimi verse de Suriye standartlarında lüks bir yermiş burası. Yemekten sonra hemen karşıdan Atom denilen meyve karışımını içtikten sonra yürüyerek kaleye tekrar çıkıp Kapalıçarşıyı gezelim dedik ancak yarım saat kadar aradık koskoca çarşıyı. Fakat heybetli bir kapı beklerken ara sokaklarda ufak bir kapıdan çarşıya girdik ama sadece bir koridoru yürümek 45 dakikamızı alınca anladık çarşının büyüklüğünü. Çarşının içinde kasaptan konfeksiyona, tatlıcıdan kahveciye herşey var ama ortalıkta gezen etleri görünce hiç de alası gelmiyor insanın fakat akılda kalan tek şey çarşının büyüklüğü.

Halep Sokaklarından Manzaralar

Halep Sokakları'ndan Manzaralar

20:00____ Gezi günlüklerinin tuttuğumuz defterdeki listeden çarşının üzerine de bir çizik atıp gezilecek yerleri bitirdikten sonra otogara gitmek için bir taksiye bindik. Seyyar meyve satıcılarının olduğu dar sokaklardan geçerek yaklaşık yarım saat içinde otogara vardık. Daha otogara girer girmez satıcılar bilet satmak için sardı etrafımızı.  Arapça “Şam” anlamına gelen “Dimeşk” deyince Türkçe bilen birisi kaldı sadece. VIP adlı şirketin ofisinden iki kişilik 500 SP’ye aldık biletimizi 21 otobüsü için.  Görevli Türk olduğumuzu öğrenince “Yarın akşam İbo Şov 9′da” diyor kırık bir Türkçe ile. Gerçekten de burada İmparator çok ünlü, öyle ki gündüz bize şehri gezdiren taksici de bize tüm tur boyunca İbo dinletmişti; “Kara üzüm habbesi”ni dinlemiştik. :)

21:00____ Şam biletlerimizi cebimize koyup otobüse biniyoruz, pasaportlarımız kayıt altına alınıyor yolda. Otobüsler servis konusunda çok geri olsalar da Türkiye’deki Royal Class sınıfı kalitesinde, rahat ve tek koltuklu.

4 saat sonra indiğimiz Şam notlarım bir sonraki yazımda…

9 Comments to “Halep (Suriye Gezisi – 1.gün)”

  1. Birol 29 Kasım 2009 at 16:19 #

    Ben de Kurban Bayramı’nın 2.günü Antakya’dan Halep’e gideyim dedim ama bin pişman oldum. Kendimiz arabamızla gidelim dedik, sadece kapıda 2 saat kontrol noktası ile kapı arasında gitgeller ile beraber toplam 4,5 saatimiz kapılarda geçti. Suriye kapısında 2 saat süren işlemlerden geçtikten sonra tam kurtulduk derken 200 metre ileride kontrol noktasında yok şu eksik yok bu eksik diye diye 4 defada kapıya geri dönüp işlem yaptırdık. Toplam 4,5 saat sonra Halep’e varabildik. Tabi bu arada tüm görevliler Arap olduğundan bayağı zorluklar çektik. Görevlilerin her kaşe veya mühür bastıktan sonra pasaportları yüzümüze fırlatıp “Hadi Yallah” diye kabaca davranmaları da cabası. Her vezne önünde Türkçe olarak tabela var:”Bize davranışlarında bir aksilik olursa şikayet ediniz” diye ama tüm odalar boş ve Türkçe bilen bir tane görevli yokken nereye başvuracağız onu da anlamadım. Lazkiye kapısı daha düzgün ve tek işlemde hemen geçiriyorlarken Cilvegözün’de Halep kapısı neden o kadar dağınık ve de zor işlemler anlamadım. Biz mi onlara mühürü kaşeyi basacağımız yeri göstereceğiz yoksa onların mı bilmesi gerekir anlamış değilim. “Tamam mı?” dediğinde adamı kovuyorlar sonra kontrol noktasında “Neden mühür eksik” diye bir daha kızıyorlar. Ama suç onlarda değil bizim yetkililerde.
    Yıllardır süren bu Türk vatandaşlarına olan tavırlarını halletmeden vizeyi kaldırıyorlar sanki iyi bir şey yapmışlar gibi. Vize varken yıllık tek fiyat verirken ve daha ucuza gelirken şimdi vize kalktı yerine 15 TL ayak bastı almaya başladılar. Bölesi daha pahalıya geliyor. Ayrıca kapıda verilen rüşvetler, saatlerce süren işlemler de cabası. Özellikle kapılara iki dilde bilen görevli koysalar daha rahat olurdu ama o zaman da Türkçe biliyorlar diye rüşvet alamazlardı.

  2. Harun 29 Kasım 2009 at 19:22 #

    Merhaba,
    Dediklerinizde haklısınız, öyle ki Suriyeliler her ne kadar Türklere sempati duysalar da saygı olarak biraz da genlerinden geliyor olsa gerek kesinlikle düzeyli değiller. Biz de sizin yaptığınız gibi araç kiralayıp gitmek gibi bir plan yapmıştık ama sonrasında görüştüğümüz rehberlerin tavsiyeleri ile vazgeçtik. Zira asıl sorunun yaşandığı yer olan kapıda, şoförümüz yol yordam bilmeseydi sizinle aynı problemleri yaşabilirdik. Şoförümüze 250 SP verdik (~5 TL) ve o bir yerlere bu parayı takdim edip işlemleri hızlandırdı ve azami yarım saat sonra tüm işlemlerimizi bitirip yola çıkmıştık. Kontrol noktasında da aynı şekilde pasaportlarımızı şoföre verdik ve o kendisi halletti.
    15 TL’lik ayak bastı parasından kastınız Türk tarafında verilen Çıkış Harç Pulu sanırım ama benim de “Deli Dumrul Vergisi” diye adlandırdığım bu vergi her ne kadar anlamsız olsa da Türk tarafı alıyor. Çok yurtdışına çıktığım için her çıkışımda vermek zorunda kalıyorum. Suriyelilerin bunda bir payı yok ama tamamen dolandırıcı ve rüşvetçi, fırsatçı oldukları muhakkak. Dilerseniz bu fırsatçılıklarını örnekle de anlattığım Şam kısmına bakın ya da aralarından nadir de olsa güzel insanlar çıktığını gördüğüm Lazkiye’yi…

    Saygılarımla

  3. junie 23 Aralık 2009 at 13:36 #

    Merhaba,

    Biz de önümüzdeki ay Halep’e gitmeyi düşünüyoruz, bu vize durumu ile ilgili bilgi almak istiyorum sizden. Suriye için vizenin kalktığını biliyorum ama yine de yanımızda bulundurmamız gereken herhangi bir evrak vs var mı? Bir de girişte hala bahsettiğiniz $48 alınıyor mu yoksa vize kalkınca bu da kalktı mı? Son olarak da yurtdışı çıkış harcını önceden bankaya yatırmak daha uygun sanıyorum değil mi? Şimdiden teşekkürler.

  4. Harun Saraç 24 Aralık 2009 at 18:36 #

    Merhaba,
    Suriye için vize tamamen kalktı ki biz giderken de aslında uygulamada çok bir problem yaşanmıyordu. Yanınızda pasaport dışında herhangi birşey bulundurmanıza gerek yok. Girişteki 48$’lık ücret vize için alınan bir bedeldi, vize kalkınca haliyle bunu da ödemeyeceksiniz. Çıkış harcını herhangi bir Ziraat Bankası şubesinde yatırarak dekont ile pul alınabiliyor ya da bazı şubelerde doğrudan şubeden de alınabiliyor diye biliyorum. Mesela Cilvegözü kapısında pulu doğrudan satın alıp kendiniz yapıştırıyorsunuz.
    Başa dönecek olursak vize/çıkış vs. gibi işlemler için size tavsiyem özellikle Antakya’da Halep-Şam-Lazkiye arasında çalışan ticari taksiler var ve kişi başı 700 SP’ye (~20 TL) ücretle Halep’e kadar götürüyorlar. Eğer kendi aracınızla gitmeyecekseniz kesinlikle bunlarla gidin, siz sadece ücreti veriyorsunuz, onlar vizenizi de alıyor, çıkarken kontrolleri de yaptırıyor. Kendiniz yapmaya kalkarsanız rüşvet istiyor Suriyeli polisler. Çok uğraşanları biliyorum. Kendi aracınızla gidecekseniz de gidip taksiciyle konuşun, önlü arkalı gidin, gümrükte o halletsin tüm işlemleri sizin adınıza. 250 SP gibi bir ücretle halletmişti bizim işlemleri ki 2 kişi gitmiştik.
    Başka bir sorunuz olursa rahatlıkla yazabilirsiniz.

    İyi çalışmalar

  5. junie 27 Aralık 2009 at 14:36 #

    Çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için. Acaba bu taksileri nereden bulabiliriz? Biz uçakla İstanbul’dan Hatay’a gideceğiz, acaba havaalanından taksiye binsek bizi bu taksilerin olduğu yere götürür mü? Veya havaalanından Havaş’a binersek de buraya ulaşabilir miyiz? Bir de Halep’ten dönüşte de yine ayni şekilde kolaylıkla taksi bulabilir miyiz?

    Biz aslında kısa bir ziyaret planlıyoruz, 3 gecemiz var ve bir gece Halep, bir gece Şam, br gece Antakya diye düşünmüştük. Fakat Şam’dan Antakya’ya dönüş kismi biraz gözümüzü korkuttu, süre açısından, bu konuda da biraz fikir verebilirseniz çok sevinirim. Sizce iki gece Halep’te kalmak mi daha akıllıca yoksa Şam’a geçip bir gece de orada kalmak mı? Tekrar teşekkürler.

  6. Harun Saraç 27 Aralık 2009 at 14:58 #

    Rica ederim, umarım güzel bir geziniz olur.
    Sorularınıza silsile halinde yanıt versem daha faydalı olacak sanırım.
    Öncelikle Havaş ile şehir merkezine indiğiniz zaman ilk olarak Kuyumcular Çarşısı’nı sormalısınız. Bu çarşıda ilk yapmanız gereken bir döviz bürosunda 300$’a yakın bir tutarı Suriye Pound’una (SP) çevirmeniz olmalıdır, yaklaşık 9000 SP yapar bu miktar ve çok da rahatlıkla yeterli olur Suriye’de. Çünkü Antakya’dan az sonra bineceğiniz taksiciler de SP isteyecektir sizen.
    Döviz aldığınız yerden taksilerin olduğu yeri sorun, çok yakın ve birkaç sokak ötede olduğunu göreceksiniz. Orada göreceksiniz ki ard arda onlarca taksi şirketinin ofisi sizi bekliyor. Ortalama 700-1000 SP’ye götürüyorlar kişi başı. 2 kişi iseniz 1500-2000 SP arası bir miktara Halep’e kadar gidebilirsiniz, kapıdaki işlemlerle beraber yaklaşık 1,5 saat sonra Halep’e varabilirsiniz.
    Şahsi düşüncem Halep’te hiç kalmayın. Taksici size bir rehber bulsun Halep’te, günlüğü 10$ olduğunu duymuştum rehberlerin. Bu rehber size tüm gezide eşlik etsin, zira Arapçanız yoksa rehbersiz problem yaşayabilirsiniz. Gece geç saatlere kadar gezip, otobüsle Şam’a varın. Şam’da kalmanız mantıklı olacaktır. Diğer gün de Şam’dan direk Antakya otobüsleri ile dönebilirsiniz. Ya da bizim gibi Şam’dan da Lazkiye’ye geçebilir, Antakya’ya oradan da geçebilirsiniz. Biz tüm bunları 2 gecede gerçekleştirmiştik.
    Yarın ofise geçince bende taksicilerin kartları olması gerekiyor, varsa sizi bilgilendireyim.
    Güzel bir gezi olması dileklerimle.

  7. junie 28 Aralık 2009 at 12:07 #

    tekrar teşekkür ederim.

  8. Ahmet KIN 6 Ocak 2010 at 23:39 #

    Herkese selamlar. Biz Gaziantep-Halep arasında yolcu taşıyan taksi şirketiyiz. Suriye ile ilgili konularda özellikle ulaşım konusunda bilgi almak istersiniz yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.

  9. Harun Saraç 7 Ocak 2010 at 12:39 #

    Ahmet Bey merhaba,
    Sizin bilgilerinizi de ekleyeceğim bilgi isteyenlere. İyi çalışmalar


Leave a Reply