Ekonomideki Yavaşlama
Açıklanan büyüme rakamlarının beklenenden düşük olmasının ve cari açıktaki büyümenin artmasının en önemli nedeni olarak ise iş dünyası, özellikle sanayici ve ihracatçılar, yüksek faiz ve düşük kur politikasıyla iç siyasi tartışmaları gösteriyor. Öyle ki düşük kur politikasının ithalat yapanlara ne kadar büyük kolaylık sağladığı aşikar ancak dolardaki dalgalanma beklentisi nedeniyle de kurları yükseltip ihracat üzerinden aşırı büyüme ile şişkinlik istemiyor ekonomi yönetimi.
Yeniden büyüme rakamlarına dönecek olursak bu yılın ikinci çeyreğinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyümesi yüzde 1,9 ile piyasa beklentisinin çok altında gelirken, yüzde 4,5’luk 2008 yılı büyüme hedefine ulaşmanın da böylece çok zorlaştığı da görülmüş oldu aslında. Dahası tarım sektöründe düzelme olmaması ve küresel sorunların derinleşmesi ihtimali, yukarıda ifade ettiğim tahminlerin bile altında büyüme gerçekleşebileceği riskini gündeme getiriyor. Reel Sektör Güven Endeksi’ndeki düşüş de buna eklenirse ekonomik gidişata yönelik beklentilerin zayıflamakta olduğunu söyleyebiliriz. Bu da şu anlama geliyor ki özel sektör yatırımlarını ötelemeye başladı artık. İçinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde yıllık sadece yüzde 0,6 artışla, 2001 krizinden beri en zayıf görünümünü kazanmış özel sektör yatırımları.
Diğer taraftan geçtiğimiz aylarda iç pazarın daralmasına rağmen ihracatın desteği ile artan üretimin, Avrupa ve Amerikan piyasalarındaki resesyonun neden olduğu yavaşlamaya bağlı olarak düşme eğilimine girdiğini görmekteyiz. Ağustos’ta ihracatın yıllık artışı yüzde 27,2 olarak gerçekleşmiş ancak önceki aylarda ihracatın lokomotifi konumundaki otomotiv sektörünün ihracatındaki artış hızının yüzde 4,5’e düştüğü de konunun detayları arasında. Bugüne kadar ihracattaki toplam rakamları demir-çelik ihracatının iki katına çıkması kurtarmıştı çünkü demir-çelik fiyatları ikiye katlanmıştı. Ancak bu kez bu da yetmedi.
Yatırımlar tarafındaki olumsuz görünüm kısa vadede bir toparlanma yaşanması ihtimalini zayıflatırken, iç talepte de bir artış beklenmemektedir. Büyümeye iç talebe nazaran daha olumlu katkı yapan dış talebin ise, Avrupa’daki yavaşlamaya paralel olarak gerilemesi ümitleri hepten sıfıra yaklaştırdı.
Büyüme rakamının ardından, kapasite kullanım oranlarının da gerilemesi ve son açıklanan elektrik zammı önümüzdeki günlere ilişkin endişeleri iyiden iyiye artırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2007 yılı ağustos ayında yüzde 80,3 olan kapasite kullanım oranı 2008 yılı ağustos ayında yüzde 76.2 olarak hesaplandı. Kapasite kullanımı, 2008 yılının temmuz ayında ise yüzde 80 dolayındaydı. Bu düşüşün nedenleri arasında talep ve ham madde yetersizliği, mali imkansızlıklar ve enerji yetersizliği sıralanırken son gelen elektrik zamlarının da etkisi olduğu muhakkak. Zira son zam sadece toplu elektrik alımlarına yapılırken doğrudan son tüketiciye bir zam yapılmadı. Bu da üretimde yavaşlamayı körükledi ve ekonomilerde üretimin bir göstergesi olan kapasite kullanım oranlarının gerilemesini sağladı.
Gelelim Lehman Brothers’la son şoku yaşayan dünya finans piyasalarına. Amerika, 1929′daki Büyük Ekonomik Buhran’ın ardından en kötü dönemini yaşıyor. Finans sistemi, ülkenin dördüncü büyük yatırım bankası Lehman Brothers’ın iflası ve diğer yatırım bankası Merrill Lynch’in 50 milyar dolara Bank of America’ya satılmasıyla sarsılıyor. ABD’nin yüz yılda bir yaşanabilecek finansal krizin içinde olduğunu söyleyen eski FED Başkanı Alan Greenspan ise kurtulma ihtimalini yüzde 50′nin altında gördüğünü belirtirken IMF yetkilileri ise aynı minvalde bir değerlendirmeyle global krizin en kötü döneminin henüz geçmediğini, daha çok bankanın batacağını ifade ediyorlar. Bu açıklamalarla bir anda uluslararası piyasalar altüst olurken, Avrupa borsalarında yüzde 5′e, Amerika’da yüzde 4′e yaklaşan sert kayıplar yaşandı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ise bir ara yüzde 6′yı aşan değer kaybıyla iki ayın en düşük düzeyine geriledi Eylül ayının ikinci haftasında.
Lehman’ın iflasına yol açan faktörlerin başında yüksek riskli gayrimenkule dayalı yatırımları bulunuyor. Malumunuz bu depremin artçı sinyalleri geçtiğimiz yıl mortgage kredlerindeki küçük sarsıntı ile gelmişti. Lehman ve Merrill’in piyasadan çekilmesiyle en büyük beş ABD yatırım bankasından üçü son altı ayda piyasalara veda etmiş oldu.
Lehman krizinde devlet parasının kullanılmayacağını açıklayan Amerikan Hazine’si, bankanın kurtulma şansını yok ederken, bir bankanın daha kurtarılmasını finanse ederek gerçekçi olmayan risk alımına girmek istemediklerini belirttiler. Ülkemizde 2001 krizinin öncesinde ve sonrasında el konan bankaların devletin sırtına yüklediği yükün halen etkisinin hissedildiğini düşünürsek akıllıca bir adım bence.
Avrupa Merkez Bankası da piyasaların sakinleşmesi için gün içinde mali sisteme 30 milyar Euro aktardığını açıkladı. İsviçre Merkez Bankası, para piyasalarına gecelik faiz oranı yüzde 1,9′dan olmak üzere “esnek ve bolca” likidite sağlayacağını bildirdi.
Bu bol rakamlı ve korku filmi tadındaki yazıya son verirken az da olsa yatırım yapmayı düşünenlere tek önerim kendilerini güvenli limanlara atmaları olacaktır ki o da altın gibi gözüküyor. Yoksa daha fazla getiri için borsayla ilgilenmek bu günlerde yanlış bir seçim olacaktır.
Harun SARAÇ
Leave a Reply